Tüm yazılar

Tavsiyeyle gelen müşteri sizi Google'da aradığında ne görüyor?

Akşam bir kafede masanın üzerinden tokalaşan iki kişi; masada kahve fincanları ve bir telefon

Diyelim ki bir fabrika müdürü olan Ayşe Hanım'a sizi bir meslektaşı önerdi: “Bu konuda çok iyidir, mutlaka konuşun.”

Ayşe Hanım size hemen telefon açmaz. Önce adınızı Google'a yazar. Bu arama birkaç dakika sürer. O birkaç dakikada gördükleri, tavsiyeyi ya güçlendirir ya da zayıflatır. Sizinle iletişime geçip geçmeyeceğine çoğu zaman orada karar verir.

Tavsiyeden ilk görüşmeye giden yolKarar, çoğu zaman siz daha haberdar olmadan, üçüncü adımda verilir.
  1. 1TavsiyeBir meslektaşı Ayşe Hanım'a sizi önerir.
  2. 2AramaAyşe Hanım adınızı Google'da ya da LinkedIn'de arar.
  3. 3Karar anıGördükleri, tavsiyeyi destekliyor mu?
  4. 4GörüşmeDestekliyorsa size ulaşır. Desteklemiyorsa çoğu zaman ulaşmaz.

Ayşe Hanım ne arıyor?

Ayşe Hanım sizi tanımıyor. Elinde yalnızca meslektaşının bir cümlesi var. Google'da aradığı şey, bu cümlenin doğru olduğunu gösteren bir işaret.

Bu işaret bir hizmet listesi değildir. Ayşe Hanım üç sorunun yanıtını arar:

  • Hangi işleri yaptınız?
  • Kimlerle çalıştınız?
  • Bunu sizden başka kim doğruluyor?

Kısacası kanıt arar. Bu arama her zaman Google'da olmaz. Bazıları adınızı doğrudan LinkedIn'de arar, bazıları bir yapay zekâ asistanına sorar. Yer değişir, soru değişmez.

%80+
Profesyonel hizmet alıcılarının %80'inden fazlası, karar vermeden önce hizmet verenin web sitesine bakıyor.Kaynak: Hinge Research Institute, Beyond Referrals (2014, 1.028 alıcı)
%17
B2B alıcılar bir satın almayı değerlendirirken zamanlarının yalnızca %17'sini olası tedarikçilerle görüşerek geçiriyor.Kaynak: Gartner, The B2B Buying Journey
Tahmin%25
Gartner, yapay zekâ sohbet robotları ve sanal asistanlar nedeniyle klasik arama motoru kullanımının 2026'ya kadar %25 azalacağını öngördü.Kaynak: Gartner basın bülteni, 19 Şubat 2024

Kanıt merdiveni: Ayşe Hanım her basamakta ne görüyor?

Bu durumu beş basamaklı bir merdivenle anlatıyorum. Basamaklardaki “K” harfi kanıt demek. En alttaki basamak K0, en üstteki K4.

Kanıt merdiveniHer basamakta Ayşe Hanım sizin hakkınızda biraz daha emin olur.
  1. K0İz yokAdınızla ilgili anlamlı bir sonuç çıkmaz.
  2. K1Genel iddia“Sektörün önde gelen isimlerinden” gibi kimsenin doğrulayamayacağı cümleler.
  3. K2Somut iddiaYıl, proje ve sonuç yazıyor. Ama tek kaynak sizsiniz.
  4. K3Desteklenmiş bilgiBir müşteri referansı ya da yayın aynı bilgiyi doğruluyor. Hedef bu basamak.
  5. K4Bağımsız doğrulamaSizden bağımsız bir kaynak, kendi araştırmasıyla doğruluyor.

Fark, bir örnekle netleşir. “Sektörde uzun yıllar deneyimim var” cümlesi K1'dir. “2022'de 150 kişilik bir lojistik firmasında sipariş sürecini yeniden kurdum” cümlesi K2'dir: Yıl, proje ve büyüklük var. Aynı bilgiyi o firmanın yöneticisi isimli bir referansla doğruladığında cümle K3'e çıkar.

K0 her zaman bir eksiklik değildir. Bazı uzmanlar bilerek geri planda durur. Ama Ayşe Hanım bunu bilemez. O yalnızca hiçbir şey bulamadığını görür.

Her iddianın K4'e çıkması gerekmez. En önemli iki üç iddianızın K3'te olması çoğu zaman yeterlidir.

Altı adımda K3'e çıkın

Bu iş yeni iddialar üretmek değil. Sizde zaten var olan kanıtı görünür hâle getirmek. Şu sırayla ilerleyin:

  1. Her yerde aynı kişi olun. LinkedIn başlığınızda, sitenizde ve adınızın geçtiği diğer sayfalarda aynı ad, aynı uzmanlık alanı ve aynı şehir yazsın. Her sayfada farklı bir unvan görmek, Ayşe Hanım'ın kafasını karıştırır.
  2. Genel cümleyi somut cümleyle değiştirin. “Deneyimli danışman” yerine hangi sektörde, kaç yıl, ne tür projelerde çalıştığınızı yazın. Bu adım sizi K1'den K2'ye taşır.
  3. İki üç iddia seçin. Hepsini birden güçlendirmeye çalışmayın. Size en çok iş getiren konudan başlayın.
  4. Her iddiaya bir destek bulun. İsimli bir müşteri referansı, LinkedIn'de yazılı bir tavsiye, bir sektör yayınındaki yazınız ya da bir etkinlik programındaki adınız olabilir. Destek eklendiğinde iddia K3'e çıkar.
  5. Kanıtı görünür yere koyun. E-posta kutunuzdaki bir teşekkür mesajını kimse görmez. Müşterinizin izniyle onu sitenizdeki bir vaka sayfasına ya da LinkedIn'deki öne çıkanlar bölümüne taşıyın.
  6. Bilmediğinizi yazmayın. Ölçülmemiş bir sonuç için rakam uydurmayın. “Sonuç henüz ölçülmedi” demek, sonradan yanlış çıkan bir rakamdan çok daha güvenilirdir.

On dakikalık öz kontrol

Durumunuzu görmek için uzun bir analiz gerekmez. Zamanlayıcıyı on dakikaya kurun, kendinizi Ayşe Hanım'ın yerine koyun ve şu soruları yanıtlayın:

  • Gizli bir tarayıcı penceresinde adınızı ve soyadınızı aratın. İlk sayfadaki sonuçlar gerçekten size mi ait?
  • Adınıza uzmanlık alanınızı ya da şehrinizi ekleyip yeniden aratın. Ne değişti?
  • LinkedIn başlığınız kime, hangi konuda yardım ettiğinizi söylüyor mu, yoksa yalnızca unvanınızı mı gösteriyor?
  • Sitenizin ilk ekranını okuyan biri, ne yaptığınızı birkaç saniyede anlıyor mu?
  • Herkese açık en az bir vaka çalışmanız var mı?
  • Adı, unvanı ve firmasıyla görünen en az bir müşteri referansınız var mı?
  • Unvanınız, şehriniz ve uzmanlık alanınız her yerde aynı mı yazıyor?
  • Eski ya da söylediklerinizle çelişen bir sonuç çıkıyor mu?
  • Size nasıl ulaşılacağı hemen görünüyor mu?

“Hayır” dediğiniz her soru, nereden başlayacağınızı gösterir. En kolay adım çoğu zaman şudur: Elinizde zaten olan bir referansı görünür bir yere taşımak.

Bu kontrolü daha ayrıntılı yapmak isterseniz Ücretsiz Görünürlük Analizi'nı deneyebilirsiniz. 16 kısa soruyla sekiz başlıkta nerede durduğunuzu hemen görürsünüz. İsterseniz herkese açık kaynaklarınızı inceleyip ayrıntılı raporu üç iş günü içinde yazılı olarak gönderirim.

Google, LinkedIn ve yapay zekâ aramalarında görünürlükle ilgili sık sorulan soruların kısa cevapları: Uzmanlar için görünürlük.

Nerede durduğunuzu ücretsiz görün.

16 kısa soru, sekiz başlıkta bir ön değerlendirme. Puanlama yok.

Ücretsiz Görünürlük Analizi